4
sokakta bir hayvan görünce sanki ilk kez görmüş gibi 'ayy ne tatlıığ' diyen insanlardanım.
bir akşam babam ile markete gidiyorduk, o sırada da babam bir şeyler anlatıyor dinliyorum.
3-4 metre ileride iki köpek gördük. biri minik cinslerden, zayıf ve beyaz; diğeri büyük ve simsiyah.
minik beyaz köpek, siyah köpeğin yanında durmuş. siyah köpek uzakta bir yerlere dalmış gitmiş hiç hareket etmiyor. beyaz köpeğin ise arka bacakları titriyor.
ikisinde de gariplik var, belli.
babama dönüp beyaz köpeği işaret ederek "ayy yazıığk nasıl titriyor, galiba hasta olmuuğş" dedim hüzünçlü ses tonumla.
ben bu cümleyi kurar kurmaz minik beyaz köpek, büyük siyah köpeğin üzerine attı kendini arkadan.
tam da o an erkut'un annesini çok iyi anladım.
↑